29 Haziran 2013 Cumartesi

Haziran

Bu ara acayip acayip şarkılar dinleyesim var. Söz gelimi bu;


Haziran biterken ömrümün bilemediğim, hatırlayamadığım bir zamanlarına gittim sanki bu şarkıyı ilk dinleyince. Ve ben şimdi hiç gelmek istemiyorum ordan. Ondandır, bilgisayarımda oyun oynarken dahi bu şarkıyı dinliyor olmam avaz avaz.

Ara sıra bana böyle oluyor. Can sıkıntısıyla, içimin içime sığmamasının karşımı bi duygu birikimi var içimde. Belki de ilk defa hafta sonu geldiğine üzüldüm. Nedeni biliyorum, biliyorum da söylemesem daha iyi. Hani olur ya oyuncağı elinden alınan bir çocuk gibi kalıvermekten korkuyorum yine. İşte 1 ay kadar sonra muhtemelen ben yine aynı ben olacağım. Yani bu şarkıdan önceki halim.

Anahtarlarımı unutuyorum, yemek yiyemiyorum, kendi kendime konuşurken yakalıyorum kendimi. Diyorlar ki "sevdalı mısın?". Bilmem diyorum. Aslında biliyorum da işte söylemesem daha iyi.

1 ay. Belki de daha kısa. Acaba izin kullanmak için kötü bir pazartesi mi seçtim?

16 Haziran 2013 Pazar

1 Haziran 2013 Cumartesi

Bi'şey Demesem Çatlarım

Aklım da ermez böyle şeylere ama;
şu bi kaç gündür memlekette yaşananları üzüntü ve hayretle izliyorum.
En çok üzüldüğüm de polisle halkın karşıkarşıya gelmesi.

1 polis şehit olduğunda halk sokaklara dökülür "şehitler ölmez vatan bölünmez" diye.
Halk tepkisiz kalmaz, sahipsiz bırakmaz polisini.

Halk, demokratik toplumlarda olan "gösteri yürüşü düzenleme hakkını" kullandığında ise polis karşısına dikiliverir; halkı potansiyel terorist yerine koyarak hemde.

Galiba bu bir iç savaş. Devletle millet arasında.
Mesele 2-3 ağacın kesilmesi meselesi değil.
Devletle ve yahut hükümetle aynı paralelde düşünmeyenler protesto ve tepki koyma fırsatı bulmuş ve onu kullanmak istemişlerdir.
Bakınız sadece İstanbulda değil, heryerde bu tepki.

İşin en tehlikeli yanı da bu ya: Bölünmüşlük.
Hükümet yanlısı %50 ile diğer %40 arasında. Bi de %10'luk bir kısım var kabaca. Etlieye sütlüye karışmayan aman başım yanmasın diyen.

Bakalım bu sidik yarışı ne kadar devam edecek.
Bizi Türk-Kürt diye bölemeyenler yoksa böyle mi bölecek?