12 Aralık 2013 Perşembe

Kar/Adam

Kar;
O sanki bana hep hüzünlü bir hikaye anlatır.
Ya da ben hep o hikayeleri bulup çıkartırım karın içinden.
Nedense kar topu oynayan çocukların neşesini bir türlü yakalayamadım ben karda.
Zaten kar topu oynamayı da sevmem.
Olursa bir kar tatili iyi olurdu ama. Olmadı doğal olarak.
Çünkü çocuk değildik artık ve gayet önemsememiz gereken işlerimiz vardı.

Dün akşam, günün beş buçuğuydu saat, işten eve döndüğümde.
Pencereden bakmadan önce anlam verememiştim; dışarıdan odaya dolan sarı ışığa.
Baktım ve,
Ellerini cebine sokmuş üşüyen adamla göz göze geldik.
Karanlıkta göremedim gözlerini tabi. Belki de o da beni görmedi.
Ama bana öyle geldi işte, göz göze gelmişiz gibi.

Üşüyordu.
Biz sıcak evimizde akşam sofrasına oturacak olmamızın sevincini yaşarken o çok uzaktaydı evinden.
Çocukları aynı sevinci yaşayabilsin diye çalışıyordu belki de.
Çalışmak güzel ama birileri zarar etmesin diye üşümesin ki hiç kimse.

Akşamın karanlığında ve soğuğunda,
kepçenin sarı ışında sokağımıza altyapı yapan adam.
Üşüyordu işte.