Çocukken 23 nisanlar tam bir işkenceydi benim için. Güneşin alnında diklip durmaktan başka bişey değildi açıkcası. Siyasilerin ve okul müdürünün uzun sıkıcı konuşmalarından hiç bir şey kalmadı aklımda. Çünkü o konuşmalar öğreticilikten çok yasak savma havasında, klişeleşmiş cümlelerle oluşturulmuş, muhtemelen her sene aynı olan ama kimin yazdığı belli olmayan yazılardı. Yani açılış konuşmasını yapmazdı okul müdürü;
açılış okumasını yapardı.
Neyse, büyüdükçe 23 nisanın çocuk bayramı kadar ulusal egemenlik bayramı olduğunuda idrak etmeye başladım. Yani bu bayram bilinçli olarak mı "çocuk işi" gibi algılatılıyor insana bilmiyorum ama "ulusal egemenlik" kısmı hep es geçiliyormuş gibi geldi/geliyor bana.
Milli egemenlik az buz bişey değil, zor bişey. Hele ki, taa orta asyadan beri babadan oğula geçen hükümdarlık anlayışıyla idare edilmeye alışmış bu millete "sen kendini yöneteceksin" demek çok mu kolay. Atatürk deseydi ki bundan sonra padişah benim, olmaz mıydı? Onu padişah yapmazlar mıydı?
Şu yarım aklım şuna eriyor ki milletin egemenliği iyi bişey. Demokrasi iyi bişey. Demokrasi ne korkulacak bişey ne de araç. Demokrasi bi amaç.
Ulusal Egemenlik Bayramınız kutlu olsun...
"Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında
hiçbir kuvvet yoktur hiçbir makam yoktur Yalnız bir kuvvet vardır O da
millî egemenliktir Yalnız bir makam vardır O da milletin kalbi vicdani
ve mevcudiyetidir."
K.Atatürk
