Sanırım biraz maymun iştahlıyım. Ya da çok. Bilmiyorum işte. Herhangi bir konuda hevesimi kaçıran şeyin beni hayal kırıklığına uğratanla aynısı olduğunu zannediyorum.
Söz gelimi;
Düğünde Ankara havası çalarken heves edip oynamaya kalkan ama tam kalkmışken müziğin çiftetelliye dönmesiyle yedek kulübesine dönmek zorunda kalan o çocuk benim.
Durum o kadar vahim yani :)
Düğünlerde hevesimi piyanist şantörden bozma "dj" kaçırırken, top oynarken de mahallenin çok bilmiş abileri çıkardı karşıma. Belki de bu benim talihsizliğimdir. Hani küçükken mahalle maçlarına gelip karışan çok bilmiş abiler vardır ya, kendini hoze morinyo zanneden... İşte onlardan bahsediyorum. Tabi o zamanlar morinyo tercümandır daha. Ama bizim mahallede "bloklar arası kopukluğu bağlayıp, kanat kombinezonlarıyla gol bulmaya çalışan" abilerimiz vardı. O abilerimiz, sen burda oyna sen de şurda diye bin bir taktik varyosyonu "takımına" uygulatırken, Alex, Hagi ve Ricardinho'dan oluşan orta sahanın çok kırılgan olduğundan bihaberdir aslında. Takıma "ölüsü oynar" diye g.t-göbek bağlamış eski kaşarları alırken bizi yedek bırakmıştır. Üstelik beni de hiç görmemiştir idmanda. İdmanda, bende görmemişimdir hiç, hem onu hem de ilk 11'e koyduğu torpillisini. Gelmemiştir.
Velhasılı mahallenin abisi sizi kadro dışı bırakır ya, topa küsersin. Öyleyim yine. Öyleyim ve bilmem kaçıncı kez futbolu bırakasım var. Şimdi topa mı küsmeli, mahallenin abisine mi?
Küstüğüm futbol, biliyorum suç yine senin değil. Ama kırıldı işte hevesim. Kime anlataydım?
Bu bir futbol yazısıdır. Ve ısrarla siyaset yapmaktan kaçınıyorum ben. Ama lütfen siz beni yanlış an-la-yın.
* "Yanlış Anla Beni" Kahraman Tazeoğlu'nun şiirlerinden birinin adıdır.