7 Ağustos 2013 Çarşamba

Mesai

Lise yıllarındaydım.
Yıl 2002 olmalı; öyle hatırlıyorum. Çünkü daha "Kara Oğlan" başbakandı.
Sonbahar... Kışın eli kulağında. Ama günlük güneşlik bi perşembeydi, hatta sıcaktı da. Mont falan giyiyoruz ama tırışkadan, üşünecek bi hava yok çünkü dışarda. Günün ilk dersi matematik dersiydi. Muhtemelen Cemal hariç hepimizin "bitse de gitsek hatta hiç başlamasa da olur" dediği şu matematik dersi yok mu, işte o dersin tam ortalarında kapı çalınır. Hazırlık ve ya 1. sınıfta okuyan bi kızcağız girer sınıfa. Nöbetçi öğrenciymiş meğer. Ve o sihirli sözcükleri söyler: "Hocam tatilmiş evlere gidebilirsiniz".

"Lan n'oluyo" demeye gerek duymadan en hızlısından kitap defter ne varsa toplayıp, ince montlarımızı da elimize alarak tüymenin derdine düşüyoruz biz. Tüyüyoruz da. Sonradan öğreniyoruz ki havanın sıcak olmasıyla, daha ilk dersten okulu tatil eden sebep aynıymış: Lodos.

O gün lodos olduğu için tatili kapan ben bugün arefe olmasına rağmen işteyim. Yapacak hiç bir şey olmadığı zaten bloga abanmamdan belli herhalde. Zaten iş olsa da can da istemiyor ya. Ama kabahat biz de mi yani? Yarım gün mesai de neymiş arkadaş. Bırakın da eve gidelim. Şöyle fm oynayalım, ne bileyim "geleneksel arefe pazarı" etkinliğine falan katılalım. Yalnız; umutla başkanın sekreterini bekliyorum hâlâ. Olur ya gelir de hadi gidin başkan tatil yaptı falan der diye.

O perşembe günü, tatili Ecevit yapmadı belki ama Ecevit büyük adamdı be. Tatili boldu adamın. Rahat uyu kara oğlan. Hep tatili yaşa oralarda. :)