Nerde bıldır
yağan kar şimdi?*
Geçen yılki kışa aldanıp aldığım kar lastiklerinin siftahı yok daha. Bilmem yaz erken geldi, bilmem kış "kardeşim bi ayak yoluna gideyim, yerime bakar mısın?" deyip tezgahı bahara bırakıp gitti. Yazı sevmemek olur mu? Olmaz elbette de biraz daha kar yağsaydı iyi olurdu sanki.
Hani okulların ikinci dönemi yaz gelir, hafiften millet dışarılara
dökülür. Üniversitelerdeki bahar şenlikleri falan derken ders asmalar başlar
ya, öyle bir hava var üstümde bu günlerde. İşi asmak istiyor canım da ne
mümkün. Öğrenci milleti şubat tatilini henüz bitirmişken ben bahara çoktan
başladım sanki. Ne zamandır yazasım dahi gelmiyor.
Akşam işten gelirken arabamın camını açacak oluyorum baharı
koklamak için, genizimi bahar çiçeklerinin kokusu değil de tarlalara yayılan
hayvan gübresi yakıyor. Besbelli daha yaz gelmedi. Ben yazı güneşin
batışından anlarım. Arabamı batan güneşin kızıllığına doğru sürerken yeni yeni
dadandığım trtde ki western kuşağı kovboylarına özenirim, sonra;
son karesi gibi red kit'in
ufka doğru sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca rüzgar çekiştiriyor atkımı **
diye bir şiir peydah olur dudaklarıma. Dedim ya ben yazı güneşin batışından anlarım diye, akşam eve dönerken aracınızın farlarını yakmanız gerekmiyorsa yaz geliyor demektir. Az kaldı az. Yaz geliyor...
Bu arada, yaz gelince ne mi olacak? Bilmem, olur belki bişey. Ya da bu yazıyı yazdığımda ne olduysa o olur: Hiç bişey.
* Şair, yazar, psikolog, çevirmen, ansiklopedist Sabri Esat Siyavuşgil'in Fransız şair Villon’ın
“ Evvel Zaman Kadınları Baladı ” adlı şiirinden Türkçe’ye
çevirisi.
** Sunay Akın