"... Ahiret, iyi neticede herkesin müracaat edeceği bir kapı idi.
Fakat bizim için pek erken değil mi? Gözlerinin koyu siyahlığında saadetimin bütün noktaları gömülü. Kirpiklerinin sihirli titremesinde muhabbetin bütün gizli sırları bir hanımefendi kadar ince ve nazik; bir menekşe gibi sade ve güzel. O güzel bedeni bir defa daha kucaklamadan... Aşk iksirini doya doya içmeden..."
NTVtarih dergisi mart sayısında Çanakkale şehitlerinden Teğmen İbrahim Naci'nin günlüğünü konu etti. 14 Mart 2012 de ortaya çıkıyor günlük. Anlatım dili müthiş. Bir edebiyatçı gibi yazmış genç teğmen. Gördüklerini, duygularını sıradan cümlelerle değil de hissettiklerini okuyana aktaran bir ustalıkla yazmış.
"...
solda yeni bir kaç mezar nazar-ı dikkatimizi çekti... Kim bilir bu
sararmış dökülmüş toprakların siyah ve katı sinesine bırakılan bu
vücutlar muharebeye nasıl bir geriye dönmek ümidiyle girmişlerdi...
Şehit olursam ben de mi böyle solgun yapraklı bir kaç kel ağacın dibine gömülüp terk edileceğim?
Issız
dağlarda şöyle bir kaç kazma darbesiyle açılmış bir çukura atılarak,
sonra başucuna bir kırık tahta ve ya ağaç, belki de hiç bir şey
koyulmayarak ve hatta hayvanların ayağı altında ezilmeye mahkum
kalmak... Talih!
Bakalım bana da mı aynı akıbeti göstereceksin?
" Saat 11.00.
Muharebeye girdik. Milyonlarca top ve tüfek patlamaları. Şimdi birinci onbaşım yaralandı...
Allah'a ısmarladık.
11.15..."