Havanın kapalı olduğu bir pazar günü göl manzaralı masamın başına bu duygularla oturdum ve yazasım geldi. Amaan ne yazarsam yazayım, nasılsa kimse okumuyor boş ver demedim işte. Böyle havalarda nedense 2. Dünya Savaşını konu edinen filmler izlemek ister canım. Savaşların hüzünlü hikayeleri olduğu muhakkak ama milletimiz o kadar savaşlar anlatmışken neden 2.Dünya Savaşı bilmiyorum işte. Alman hayranlığı mı vardır bende nedir bilemedim? Hani hayran olunmayacak gibi de değil galiba. Adamlar 2 büyük savaştan yenik ayrılmışlar, yinede dünyada söz sahibi olan ülkelerden biri. Üretiyorlar arkadaş.
Maksatım Almanları övmek değil bu yazıda. Halet-i ruhiyemi (doğru yazdım mı acaba) anlatmak. Böyle sıkıcı, durgun, yapacak çok şey olmasına rağmen tembellik duygumun tavan yaptığı günlerden birisi daha işte. Sobanın yanında oturup dışarıyı seyretmek, pazar programlarını izlemek daha bi zevk veriyor bana. Hüzünlü şarkılar dinlemek geliyor içimden. Mesela dünkü gazetelerden öldüğünü öğrentidiğim Ertuğ'un şu şarkısı:
Bi öneri: Haşmet Babaoğlu'nun pazar yazısı.