10 Aralık 2012 Pazartesi

Düz



"Düz Adam Sami" den daha da düz adam olduğumu düşünüyorum. Sıkıcı, muhabbeti çekilmez, romantizmden falan anlamayan, insanlardan kaçan, konuşmayı bilmeyen birisi... Belki daha fazlası da var. Kendimden bile sıkılıyorum bazen. Bir de hani bazen nedenini bilmediği durgunluk hali olur ya üstünde insanın, öyle bir hal var ki üstümde sormayın gitsin.

Aslında her şeyin sebebi olmalı ve mantıksız da olsa açıklaması. Saat sarkacı gibi mutlulukla mutsuzluk arasında gidip geliyor yüreğim. Ama ne sebebi ne de açıklaması var. Garip.

Düşünmüyor değilim mutsuz olmak şükretmeyi bilmemekten midir acaba? Aslında benim halime mutsuz denmez, çünkü bence mutsuzluk hayatımızda ki memnun olmadığımız yönlerimizin toplamıdır. Ve o toplam memnun olduklarından fazlaysa o zaman mutsuz olursun. Şöyle bir tartıyorum terazide hangisi ağır diye. Sanırım çok ince bir çizgide yürüyorum ve ayağım iki tarafa da değiyor. Yani terazinin kefelerinden birine kelebek konsa dengeyi değiştirir. O derece hassas bir dengeden bahsediyorum. Hâl böyle olunca hayatımda ki ufacık tatsızlık çekilmez biri kılabiliyor beni. İşte o zaman Düz Adam Sami'den bile daha düz oluyorum. Dümdüz hemde.