30 Aralık 2012 Pazar

İzmir

Epeydir yazmadığımı fark ettim. Hani çok sevdiğiniz ve sahiplendiğiniz bir şeyi kaybedersiniz ve hevesiniz kırılır sonra, ondan mıdır nedir yazasım yok ne zamandır. Belki yeni yazılar bekleyenler vardır diye e birazda silkelemek için ölü toprağımı üzerimden, bir şeyler söylemek geldi yine içimden.

"Dün dünde kaldı cancağızım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım" bi bakıma. Sonra yeni yaralara yer açmak lazım birazda. Malum insan aynı aycıyla sürekli yaşayamaz. Alışır, yenilenir. Allah böyle yaratmış bizi. Acılarımız geçer, kabuk bağlar yaralarımız. Kabuk kopar ama izi kalır orda. Belki de vucüdumuzun önemli bir özelliğidir bu. Unutmamak için o yaranın sebebini, izini hiç silmez kendisinden. Unutmamak güzeldir aslında. İnsan o kadar da vefasız olmamalı. Ne olursa olsun. Yani "Yapma ne olursun" deyemeye getirip de anlatamıyorsan kendini ne olursa olsun, ne fark eder.

"Sen bilirsin deyince kızardın hep
Sen bildin bu sefer
Ve ben sana kızdım"

diyor ünsüz bir şair. Sonra adındaki ünsüz harflerle İzmir'i getiriyor akılına.Belki de bundandır İzmir'i İstanbul'dan daha fazla sevmesi. İzmir'i özlemesi seni özlermiş gibi...

Bu yazı çok uzayacak. Muhtemelen kimse anlamayacak ne yazdığımı. Okurken sıkılacaksınız. Onun için son bir yazı daha kaldı sonra kapatıcam bu bahsi. Unutucam demiyorum. "yeni şeyler söylicem" kanamamak ve özlememek için İzmir'i. İzmir çook uzakta şimdi.

Öneri: Mustafa Ceceli-Dünyanın Bütün Sabahları