2 Aralık 2012 Pazar

Güller



 

Sabah uyanıp pencereden baktığımda  gördüğüm manzara hoşuma gidiyor. Dışarda Karadeniz’ den bozma dalgalı bi göl, rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü*, evlerin bacalarında ordan oraya savrulan duman ve adım adım yaklaşan kış var. Doğduğum, büyüdüğüm, hayatımı idam ettiğim şehir. Seviyorum bu şehri. Ama her şey kararında güzel.

Uzaktayken buralara gelmek için can atardım. Geldiğimde, ciğerlerimi patlatırcasına çekerdim havasını içime. Şimdilerde sıkıldım galiba. Bilmem kış geliyor da ondan, bilmem yapacak pek az şey olduğundan. Yalnızlık mı? Yok ona alışığım, pek çoğul olmadım zaten ben, yalnızlıkta sorun yok hatta evcimen mi derler var ya öyle bir tabir, işte ondanımdır. Evi de severim ama ciddi ciddi sıkıldım bu sefer burdan.

Yaşamak için yeni yerler arıyorum. Büyük kentlerden korkarım nedense. Her yere yürüyerek gidebileceğim ilçe ayarında şehirler işimi görür. Denizi olmalı ama.  Sabah sahilde kahvaltımı yapabileceğim çay bahçesi, kahvaltıdan sonra kitabımı okuyabileceğim kafesi muhakkak olmalı. Merhabalaşacak kadar tanındığım ama gelip masama oturacak kadar samimi olmadığım insanları olmalı. Yürümek istediğinde canım, kalabalıklar arasında rahatça kaybolabileceğim caddesi hatta. Hatta ve hatta en azından 3.ligde bir takımı olmalı. Atkımı formamı alıp maçlara gitmeliyim ev sahibi olduğumuz haftalarda, öğleden sonraları saat 2 civarı. Maç günleri tüm şehir benim gibi olmalı ki fark edilmesin yalnızlığım. Benim gibi, formalı atkılı…

Maç olmadığı haftalarda sinemaya ve ya tiyatroya gitmeliyim. Pazar günleri oltamı alıp balığa da gidebilirim, o da olur. En kötü ihtimalle sahilde dolanırım montumun yakalarını kaldırıp, dalgalara dokunurum. Yağarsa yağmur şemsiyeyle yağmurda dolanırım. Onu da severim aslında.  Dışarıda kendime yemek ısmarlayıp soğuk evime dönerim akşama doğru. Tavanı akıttığı için salonun ortasında mavi bir leğen olan evime. Gece gezmelerini sevmem.  Kış geliyor ya şimdi soğuktur orda havalar. Doğalgazlıysa evim battaniyeyle idare ederim şimdilik. Malum tek başına geçinmek zor. Hele kar başlasın bakarız bir çaresine.

Ait olduğu yerden bıkar mı insan? Bıkıyor işte. Yaz olsa bahçemde ki gülleri sular, diplerini kazardım. Vakit geçerdi bir şekilde. Dostlarımda olurdu buralarda. Yanlarındayken susardım ama anlaşırdık yinede. Şimdi gidebilsem keşke burdan. Özleyince gelirdim. Acelem yoktu hiç. Hele geçseydi mevsimler. Havalar ısınsaydı. Beni çağırsaydı güller. Ah güller… Kış geliyor, bir daha da açmaz güller.**


*: Bahattin Karakoç-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
**: Kahraman Tazeoğlu-Ömrümün Virgülü